Sabit Protetik
Restorasyonların Dizaynı
Uygun bir sabit protez hem uygulanacağı dişin boşluğunu
doldurmalı, çiğneme fonksiyonunu yerine getirebilmeli, kaybedilen estetiği geri kazandırmalı, periodonsiyumla uyumlu
olmalı, ağız içi dokuların fizyolojik hareketlerine izin vermeli ve dil, dudak ve yanakların gerçekleştirdiği
fizyolojik temizliğe izin vermelidir. Bu amaçla bazı kurallar kesinlikle yerine
getirilmelidir.
Estetikten hiçbir zaman ödün vermeden optimum formu
yakalamak bazen oldukça zor olmakla birlikte yerine getirilmesi gereken bir
kuraldır;
-Restorasyon gövdesi bukkolingual olarak %25 küçültülebilir,
böyle bir uygulama çiğneme etkinliğini azaltır. Bu noktada dikkat edilmesi
gereken oklüzal yüzey anatomisine dikkatlice aktarmaktır.
-Triangular sırtların oklüzal yüzeyde var olması çiğneme
etkinliği için çok önemlidir, çünkü çiğneme işlemi ezmek değil parçalamaktır,
dolayısıyla düz yüzeyli tüberküller
gıdaları ezerken, prizmatik mine yüzeyleri gıdaları parçalayarak çiğneme
işlevine katkı sağlar. Gıdaları parçalayacak yüzeyler daima dışbükey
hazırlanmalıdır, tüberkülleri küre olarak düşünürsek oklüzal temasları da dışbükey
yüzeylerin noktasal teması olarak niteleriz, bu çiğneme etkinliği için çok
önemlidir.
-Fonksiyonel tüberküller çineme işlevini yerine getirirken,
nonfonksiyonel tüberküller ise gıdalarıcı dengeleyici ve karşılayıcı görevleri
üstlenir, bu doğrultuda fonksiyonel tüberküller kadar olmasa da nonfonksiyonel tüberkülleri de
önemsemeliyiz.
-Gövdelerde küçültme yapılırken fonksiyonel tüberküllerde
kesinlikle oynama yapmamalıyız. Alt çenede bukkal, üst çenede lingual
tüberküller fonksiyonel tüberküllerdir. Gövde küçültmesinde bulunurken
estetiğin fazla etkilenmeyceği alt çenenin lingual tüberküllerini perfore
edebiliriz, ancak üst çenede nonfonksiyonel tüberküller aynı zamanda gülme
hattında olduğundan estetikten ödün vermemek amacıyla fonksiyonel tüberküllerin palatal tarafından
tüberkül formunu korumak şartıyla perfore edilebilir.
-Gövedelerin mesiodistal ve bukkolingual ebatları ayarlandıktan
sonra protezin asıl işlevini yerine getirecek olan oklüzal yüzeyinde dikkat
edilecek en önemli nokta oklüzal
tabladır! Oklüzal tabla dişlerin kapanış halindeyken karşıt dişlerin
tüberkülleriyle yaptığı temasın alanıdır, biz bir protezin başarısını artırmak
için oklüzal tablayı daraltırız. Çünkü oklüzal tabla daraldıkça oklüzal
kuvvetler santral fossaya yaklaşır ve gövdenin merkezinde yoğunlaşır, bu sayede
kuvvet direk olarak destek dişlerin köklerine ve periodonsiyumuna aktarılarak
absorbe edilir. Oklüzal tablayı geniş tutarsak oklüzal kuvvetler santral
fossadan uzaklaşır ve tüberkül tepelerine yaklaşır, çiğneme yüzeyinin arttığını
düşünebiliriz fakat burada periferik kuvvetleri dengeleyebilecek bir desteğimiz
olmadığından restorasyon üzerinde devirici kuvvetler oluşur.
-Gıdalar çiğnenirken parçaların oklüzalde sıkışıp kalması
düşünülemez. Bunun için gıdalara kaçış yüzeyleri hazırlanmalıdır, fossalar ve
oluklar bu amaçla hazırlanmalıdır. Bir
sabit protezi dental arkta uyguladığımızda fonksiyonu esnasında tek başına
hareket etmez, çiğneme işlevi dental arkı ritmik olarak bir quadrtantını
sırayla kullanmasıyla olur, bu esnada gıdalar kaçış yolu olarak embrasürleri
kullanır. Embrasürler genel olarak üçgen şeklinde hazırlanır. Bukko-lingual
embrasürler kontak noktalarının arasında üçgen şeklinde hazırlanmalıdır,
oklüzal embrasürler kesici kenarların arasında üçgen şeklinde hazırlanır. Gingival
embrasürler de üçgen formda hazırlanır fakat
gingival bölgede gövdeye bir
miktar içbükeylik verilmelidir, bu dişetinin embraüre rahatça yayılmasını ve
gövdeden baskı almamasını sağlayarak staz oluşumunu engeller ve doku dışarıdan
gelen etkenlere karşı daha az hassas olmayarak ödem ve spontan kanama
göstermez. İnsizal embrasürler genel olarak atlanır fakat kontak noktasına
kadar üçgen şeklinde bir embrasür
yanlızca aşınmış dişlerde estetik sebeplerden dolayı uygulanmaz.
-Proksimal kontaktlar da dışbükeylik kuralı dahilinde
noktasal olarak hazırlanmalıdır, eğer yüzey şeklinde hazırlanmak gibi bir
zorunluluk varsa da olabildiğince küçük hazırlanmalıdır. Ancak bu noktada
abutment ve pontic arasındaki kontakları da hesaba katmalıyız, restorasyonun sağlamlığı
açısıdan bu noktalar minimum 2-3 mm kalınlığında hazırlanmalıdır.
-Emergence
Proflile! Gövdenin gingiva sınrında iki yüzeyin birbiriyle yaptığı
açıdır. Overcontur restorayonlarda bu
açı azalır; gıda birikimi artar ve diş fırçası buraya ulaşamayacağında başarımızı olumsuz etkilenir. Undercontur
restorasyonlarda ise bu açı artar; burada ise gıdaların akış yüzeyi yok
olacağından çiğnenen gıdalar direk olarak dişetine gelir ve travma yaratır.
|